Barış Maskesi Altında Siyasi Hesap: Erdoğan’ın Kürt Meselesini Yeniden Araçsallaştırma Stratejisi
Türkiye’de Kürt meselesi, onlarca yıldır yalnızca bir güvenlik sorunu olarak değil, aynı zamanda demokrasi, hukuk ve eşit yurttaşlık meselesi olarak tartışılıyor. Ancak bugün gelinen noktada iktidarın yaklaşımı, kalıcı bir barış arayışından çok, siyasi ihtiyaçlara göre şekillenen bir yönetim stratejisi izlenimi vermektedir.


Okuma modu
Erdoğan yönetimi, yıllardır Kürt meselesini kendi siyasi ikbaline göre yeniden tanımlayan bir çizgi izledi. Bir dönem “çözüm süreci” söylemiyle umut yaratan iktidar, daha sonra aynı meseleyi milliyetçi mobilizasyonun aracı haline getirdi. Bugün yeniden gündeme gelen her türlü “normalleşme” veya “çözüm” söylemi, demokratik bir dönüşüm iradesinden çok, iktidarın değişen iç ve dış koşullara verdiği pragmatik bir yanıt olarak değerlendirilmektedir.
Kürt meselesi mi, Erdoğan’ın siyasi mühendisliği mi?
Eleştirel bakış açısından temel sorun şudur: Erdoğan yönetimi, Kürt meselesini çözülmesi gereken tarihsel bir demokrasi sorunu olarak değil, yönetilmesi gereken bir siyasi alan olarak ele almaktadır.
Çünkü gerçek bir çözüm; yalnızca birkaç görüşme, birkaç sembolik açıklama veya liderler arası temaslarla gerçekleşmez. Gerçek çözüm; demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması, siyasi temsil hakkının güvence altına alınması, yerel demokrasinin güçlendirilmesi ve toplumsal barışın kurumsallaştırılmasıyla mümkündür.
Ancak Erdoğan’ın siyaset tarzı, sorunları çözmekten çok onları kendi iktidar dengeleri içinde yeniden konumlandırmaya dayanmaktadır. Dün sert güvenlik politikalarıyla oy devşiren bir iktidarın, bugün şartlar değiştiğinde “barış” söylemine yönelmesi, doğal olarak ciddi bir güven sorununu beraberinde getirmektedir.
NATO diplomasisi ve kişisel iktidar gösterisi
Türkiye’nin NATO içindeki konumu ve bölgesel jeopolitik ağırlığı, Erdoğan yönetimi tarafından çoğu zaman uluslararası pazarlık gücü olarak kullanılmaktadır. Ancak eleştirilen nokta şudur: Türkiye’nin sahip olduğu bu diplomatik kapasite, Kürt meselesinde kalıcı ve uluslararası meşruiyeti olan bir barış gündemine dönüştürülmemektedir.
Bunun yerine süreç, Erdoğan’ın siyasi sahnesinin yeni bir perdesi haline getirilmektedir.
Kürt meselesi gibi milyonlarca insanın hayatını etkileyen tarihsel bir sorun, bir liderin siyasi imaj çalışmasına indirgenemez. Bir ülkenin geleceğini ilgilendiren barış arayışı, miting meydanlarının diliyle, kişisel başarı hikâyesi anlatılarıyla veya iktidarın yeniden güç kazanma hesaplarıyla yürütülemez.
Eleştirel perspektife göre Erdoğan’ın yaklaşımı, “devlet aklı” görüntüsü altında kişisel iktidar stratejisinin devamıdır.
Gerçek barış neden rahatsız ediyor?
Çünkü gerçek barış, yalnızca çatışmasızlık değildir. Gerçek barış, iktidarın kontrol etmekte zorlanacağı demokratik bir alan yaratır.
Eğer Kürt meselesi gerçekten çözülmek isteniyorsa, bunun yolu siyasi rakipleri susturmaktan, belediyelere kayyum atamaktan, demokratik temsil alanlarını daraltmaktan veya muhalif siyasetçileri kriminalize etmekten geçmez.
Bir yandan çözüm mesajları verip diğer yandan demokratik siyasetin alanını daraltmak, barış söylemiyle çelişen bir siyasi tutumdur.
Bu nedenle muhalif perspektiften bakıldığında mesele şudur: Erdoğan yönetimi gerçekten barış mı arıyor, yoksa siyasi ömrünü uzatacak yeni bir stratejik alan mı oluşturuyor?
Kürt halkının iradesi siyasi hesaplara kurban edilemez
Kürt meselesi, hiçbir liderin kişisel siyasi projesinin malzemesi değildir. Ne geçmişte olduğu gibi yalnızca güvenlik politikalarıyla bastırılabilir ne de dönemsel siyasi ihtiyaçlara göre açılıp kapanan bir dosya haline getirilebilir.
Kalıcı çözüm; lider merkezli değil, toplum merkezli olmak zorundadır.
Erdoğan’ın siyaset anlayışına yönelik en temel eleştiri de burada ortaya çıkmaktadır: Sorunları demokratik kurumlarla çözmek yerine, her sorunu kendi iktidar dengelerine göre yönetmeye çalışması.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, bir kişinin siyasi gösterisi değil; halkların eşitliği, özgür siyaset ve demokratik bir gelecek için gerçek bir yüzleşmedir.
Kürt meselesi bir seçim stratejisi değildir. Bir liderin siyasi kariyer planından daha büyüktür. Barış, propaganda malzemesi değil; toplumların geleceğine karşı tarihsel bir sorumluluktur.
Bülten
Öne çıkanlar e-postanda
Haftalık seçki — spam yok.
Kürdistan





