Gazeteci Gülistan Azak: "JES Projeleri Kürdistan Coğrafyasını İnsansızlaştırma Siyasetidir"
Berxwedan Nûçe’ye özel değerlendirmelerde bulunan gazeteci Gülistan Azak, Varto ve Karlıova (Kanîreş) bölgelerinde hayata geçirilmek istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projelerinin yaratacağı ekolojik yıkıma ve deprem riskine dikkat çekti. Azak, projelerin bölgeyi insansızlaştırmayı amaçladığını vurgulayarak toplumsal direnişin önemine değindi.
Gazeteci Gülistan Azak, katıldığı özel yayında Kürdistan coğrafyasında devreye sokulmak istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projelerini, bölgedeki güncel siyasi süreçleri ve Barış ve Demokratik Toplum manifestosunun yansımalarını değerlendirdi. Özellikle Varto (Gımgım) ve Karlıova (Kanîreş) hattında halkın gösterdiği reflekslerin altını çizen Azak, ekolojik mücadele ile demokratik hak arayışının birbirinden koparılamayacağını ifade etti .
"JES, Temiz Enerji Değil Bir Talan Projesidir"
Devletin ve sermaye çevrelerinin jeotermal enerjiyi "yenilenebilir ve temiz yatırım" olarak pazarlamasını eleştiren Azak, JES projelerinin gerçek yüzünü şu sözlerle aktardı:
"Güneş veya rüzgâr gibi doğanın kendini yenilediği alanların aksine, jeotermal sondajlarla yer altından çıkarılan siyanürlü ve ağır metalli sular hem yeraltı su kaynaklarını zehirliyor hem de bölgede ciddi bir kuraklığa yol açıyor. Bu durum tarım arazilerini, hayvancılığı, florayı, faunayı ve bölgenin gözbebeği olan arıcılığı tamamen yok etme tehlikesi taşıyor."
Projelerin özellikle Alevi köylerinin bulunduğu alanlarda yoğunlaşmasının tesadüf olmadığını belirten Azak, bu durumun inançsal ve kültürel bir hafıza kırımını da beraberinde getirdiğini; kutsal mekanların ve ziyaretgahların talan edilmek istendiğini vurguladı.
"Kürdistan’da İki Büyük Fay Hattının Kesişim Noktası Riski Altında"
Projelerin ekolojik yıkımın ötesinde çok daha büyük bir felakete, sismik hareketliliğe yol açabileceği uyarısında bulunan uzman görüşlerine dikkat çeken Azak, şunları söyledi:
"Gımgım ve Kanîreş, Doğu Anadolu Fay Hattı ile Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kesiştiği son derece kritik ve hassas bir deprem bölgesidir. Buradaki derin sondaj faaliyetlerinin fay hatlarını tetikleyebileceği yönünde çok ciddi bilimsel uyarılar var. 6 Şubat depremlerinin acısı henüz çok tazeyken iktidarın bu uyarılara kulak tıkaması kabul edilemez. Olası bir sismik hareketlilik sadece bu iki ilçeyi ya da çevre illeri değil, tüm Kürdistan’ı ve hatta komşu ülkeleri etkileyebilecek ölçekte bir felakete kapı aralayabilir."
"Amaç 90'lardaki Gibi Coğrafyayı İnsansızlaştırmak"
Projeyi yürüten Ignis isimli ABD menşeli şirkete dikkat çeken Gülistan Azak, yerel kaynakların global sermayeye peşkeş çekildiğini ifade etti. Bu adımların bölgeye yönelik özel savaş politikalarından bağımsız olmadığını belirten Azak, "Doğanın ve yaşam alanlarının olmadığı yerde insandan söz edilemez. 90'lı yıllarda köyleri yakarak yapılan insansızlaştırma ve göç ettirme politikası, bugün ekolojik talan, maden ve JES projeleriyle sürdürülüyor. İnsanlar topraklarından koparılmak, göçe zorlanmak isteniyor," dedi.
"Gımgım’da Yükselen Komünel Direniş Umut Veriyor"
Tüm baskılara ve devlet politikalarına karşı halkın toprağına sahip çıktığını belirten gazeteci Azak, Varto’da (Gımgım) 10 günü aşkın süredir devam eden çadır eylemlerine ve kurulan köy meclislerine değindi:
"Kürt halkı doğasıyla, toprağıyla inançsal ve kimliksel olarak güçlü bağlar kuran bir halktır. Bugün Gımgım’da gençlerin ve köy meclislerinin öncülüğünde, soğuk havaya rağmen sürdürülen çadır eylemleri çok kıymetlidir. Halk kolektif bir iradeyle bir araya gelip komün yaşamını örüyor ve 'Toprağımızı vermeyeceğiz' diyor. Akbelen'de kadınların ve köylülerin direnişinin hukuki kazanımla sonuçlanması bize gösterdi ki örgütlü direniş mutlaka kazandırır."
Siyasi Süreç ve Demokratik Toplum İnşası
Değerlendirmelerinin devamında 27 Şubat 2025'te başlayan Barış ve Demokratik Toplum sürecine de değinen Azak, barışın ancak köklü bir demokrasi ve halkın taleplerinin karşılanmasıyla taçlanabileceğini ifade etti. Kürt halkının ve özellikle kadınların mahalle mahalle, köy köy dolaşarak komünel yaşam projelerini hayata geçirdiğini belirten Azak, toplumsal aydınlanmanın yerelden ve aileden başlayarak tüm ülkeye demokratik bir siyaset ahlakı öğreteceğini vurguladı.
Azak, konuşmasını Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın sürece dair vizyonunu hatırlatarak noktaladı:
"Önderliğin bu süreçte bize rehber olan çok önemli bir sözü var: 'Umut, zaferden daha değerlidir.' Tüm baskılara karşı umudumuzu diri tutarak, yerelden örgütlenerek bu coğrafyayı ve geleceğimizi savunmaya devam etmeliyiz."
